MAXTR

http://www.max.tr.cc-Dini Sohbetler,Kişisel Gelişim,Öss/Oks Sınavlarına Hazırlık,Asr-ı Saadet

‘Kişisel Gelişim’ Kategorisi için Arşiv

Test Çözme Teknikleri-Uygulayın,Kazanın!

Yazan: MAXTR Nisan 15, 2007

Ø      Soru kökünün iyi okunup anlaşılması, daha sonra cevabın düşünülmesi gerekir. Soru kökü anlaşılmadan cevabı düşünmeye çalışmak hızı düşürür. Zaman kazanmak için soruyu okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanıltır.

Ø      Soruda sizden ne isteniyorsa ne eksik, ne fazla isteneni düşünmelisiniz. Bazı sorular sizin için çok kolay gelir ve cevabın böyle kolay bir şık olamayacağını düşünürsünüz. Oysa bazen böyle kolay sorular sormak da  bu işin tekniğinin bir parçasıdır.

Ø      Her testte bilgi düzeyinizin altında ve üstünde sorularla karşılaşırsınız. Ancak testin genelini standart bilgi birikimi ve yorum gücü ile çözülebilecek sorular oluşturur. Sorulara önyargılı yaklaşmamalısınız. “Bu soru zor yapamam” “Bu soru kolay cevap x şıkkı” gibi zaman kazanmaya yönelik aceleci davranışlar kazanmak yerine kaybettirir.

Ø      Turlu Soru Çözme Yöntemi testteki her soruyu incelemenize yardımcı olur. Cevaplandırılmayan soruları soru kitapçığında bir işaret veya simge ile simgelendirmek o soruların ikinci turda daha kolay bulunmasını sağlar.

Ø      Hatalı okuma alışkanlıkları da önemli sorunlar yaşamanıza neden olabilir. Olumsuz bir ifadeyi olumlu olarak okumak soruyu veya cevabı hatalı düşünmenize sebebiyet verebilir.

Ø      İnsan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okumalısınız.

Ø      Soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu nedenle uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.

Ø      Paragraf tipli sorularda genellikle paragraftan önce soru kökünün okunması paragrafın ikinci kez okunması zorunluluğunu önler. Soru kökünü okuyan zihin soruyu bu zihni hazırlıkla okuma eğiliminde olur.

Ø      Cevabı konusunda tereddüt ettiğiniz soruları gelişigüzel cevaplandırmak yarar değil zarar verir.

Ø      Cevap şıklarından sorunun çözümüne gitmek de test tekniğinde önemli bir yoldur. Yüzde yüze emin olmadığınız sorularda şıkları eleyerek doğru cevaba yaklaşabilirsiniz.

Ø      Cevap şıklarını elerken eğer 2 şıkka indirgeyebilmişseniz bunlardan birisini seçmenizde hiçbir sakınca yoktur. Ancak ikiden fazla şık cevap olabilecek nitelikteyse bu soruyu cevaplandırmamanız, en azından sınavın sonlarına doğru tekrar soruya dönmek üzere boş bırakmanız daha uygun olacaktır.

Ø      Test çözerken sorunun doğru cevabını bulmak kadar önemli bir diğer olay da cevap olamayacak şıkların tespit edilmesidir. Böylece çözüm alternatiflerini daha netleştirir ve doğru şıkka ulaşabilme hızınızı daha artırırsınız.

Ø      Lise giriş sınavları hem psikolojik gerilimi yüksek olan hem de içerik zenginliği bulunan sınavlardır. Bu sınavlarda test çözümünü sekteye uğratan en önemli unsurlardan birisi de sınav kaygısı ve bu yüksek kaygı düzeyinin soruları anlamayı ve problemleri çözmeyi zorlaştırmasıdır. Test çözümü esnasında testte yer alan konu içeriklerinin dışındaki düşünme konsantrasyonu bozar. Bu nedenle hangi testi çözüyorsanız zihinsel içeriğinizin de o konunun sınırları içinde olması gerekir.

Ø      Cevap şıklarında cevaba benzeyecek bazen iki bazen üç şık bulunur. Bunlara çeldirici adı verilir. Çeldiriciler ilk bakışta cevap gibi algılanabilir ama ufak bir zihinsel egzersizle doğru cevabı bulmanız mümkündür. Bu tip sorularda cevap genellikle soru metninde saklıdır.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, MATEMATİK | 52 Yorum »

Motivasyonu Tavan Yaptıran Sözler!!!

Yazan: MAXTR Nisan 14, 2007

 Ben birkaç tane örnek koydum…İsterseniz Ziyaretçi defterine sizde güzel sözler bırakın…Sözünüz adınızla birlikte teşekkür dilekleri içinde yayınlanır…

1. Amacımız imkansızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır.
(Dr.Feldenkrais)

2. Bir işi doğru yapmak, niçin yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır.
(Henry Wodsworth)

3. Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.
(Dale Carnegie)

4. Başarı azim gerektirir, azim ise irade. Bazı hedefler, başarısız olmaya da değer. Gerçek başarı, başarısız olma korkusunu yenebilmektir.
(Paul Sweeney)

5.Hayat bir bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz.
(Cladue Pepper)

6.Yenilince ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar.
(Germain Martin)

7. Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.
(Keth Moonhead)

8. Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış.
(W. Corneille)

9. Kristof Kolomb’un en çok beğendiğim yanı; yeni bir dünya keşfetmesi değil, bu düşünce üzerine onu aramaya gitmesi.
(Robert Tourgof)

10. Bir insanın sahip olabileceği en iyi yetenek (veya kişilik özellikleri) şunlardır: Yapmanız gerekeni yapın. Bunları yapılması gereken zamanda ve yapılması gerektiği gibi yapın. Tüm bunları isteseniz de istemesiniz de yapın.
(Thomas Henry Huxley)

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | 1 Yorum »

Matematik Korkusu Ve Yenme Yolları

Yazan: MAXTR Nisan 14, 2007

Bilindiği gibi Matematik,dünyanın en büyük ilimlerinden biridir.Ancak günümüzde siz dahil belki matematiği seviyor değilsiniz…Peki Matematik korkusu nasıl yenilir?Matematiği nasıl severek çalışırsınız?İşte bunların yollarını anlattık:

1)İnsan sevmediği seyin ne kadar üstüne giderse;o kadar alışır…O zaman bol bol Matematik testi çözerseniz siz de alışabilirsiniz…

2)Matematiği gözünüzde büyütmeyin.O da bir kaç rakamın ve sembolün oluşturduğu bir ders.Sizi yiyecek değil ya?

3)Matematik dersleri size aşırı sıkıcı geliyorsa derse katılmayı deneyin…İnsan kendisinin bulunduğu faaliyetleri her zaman sever.

4)Her sabah 5:00-6:00 saatleri arası beynin en fazla dinlenmiş ve öğrenmeye alışmış olduğu zaman aralığıdır.Takıldığınız konuları bu ders saatleri arasında çalışmanız size büyük oranda yarar sağlayacaktır…

5)Matematiksel zekanızı geliştirin…Bu konuda bilgi almak için sitemizde aratabilirsiniz…

Başarılar dilerim…

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, MATEMATİK | 16 Yorum »

Motivasyon Ve Üstün Başarı İçin Tam 50 Taktik

Yazan: MAXTR Nisan 13, 2007

MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN İÇİN TAM 50 TAKTİK!
 
Yazan: Ergün GÜLER
Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.
1. HİKAYENİZİ YAZIN

Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.

4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN

Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

5. KENDİNİZİ EĞİTİN

Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.

6. DÜZENLİ OLUN

Temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis ve hayat, motive edilmiş akıl için olmazsa olmaz niteliği taşımaktadır. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Düzenli bir hayatınız olsun, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz. Örneğin, gece yatma, sabah kalkma saatiniz düzenli olsun. Mutlaka kahvaltı edin ve sabah en az yarım saat yürüyüş yapın.

7. EVİNİZDE VE OFİSİNİZDE MOTİVATÖRLERE YER VERİN

Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda size hedef ve hayallerinizi hatırlatacak sembollere, işaretlere, notlara ya da objelere yer verin. Bu hatırlatıcılar, sizin motivasyonunuzun devamının garantisi olacaklar. Son model bir araba sahibi olmayı mı istiyorsunuz? O halde hayalinizdeki arabanın resimlerini odanızın duvarına asın, cüzdanınızda saklayın ve ihtiyaç duyduğunuz an bakıp, hedefinizi hatırlayın.

8. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARA KATILIN

Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Haftasonları, eşinizle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu�na gitmek iyi bir fikir olabilir.

9. KENDİ MOTİVASYONUNUZ İLE BAŞKALARINI MOTİVE EDİN

En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına, arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında kendinize de yardım ediyor olacaksınız.

10. ÇOCUKLAR İLE ZAMAN GEÇİRİN
Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır.

11. BADİLİK SİSTEMİ KURUN

Eşinizin kendi gelişimine yönelik hedefleri yada bir şeyleri başarmak isteyen yakın bir arkadaşınız var mı? Eğer varsa, onlar ile �badilik sistemi� kurun. Birbirinizi motive edin, uyarın, cesaretlendirin ve hedeflerinizde yardımcı olun.

12. KENDİNİZE BİR MODEL BULUN

Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir.

Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

13. YÜRÜYÜŞ YAPIN VE ARABA KULLANIN

Şöyle bir etrafı gezin yada bulunduğunuz semtte arabanızla dolaşarak, rahatlayın, serbest zaman geçirin. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var ve aslında hızlı yürüyüşler yapmak, araba kullanmak, gerçekten iyi birer çözüm. Bu şekilde yaptığınız mekan değişikliği, üzerinizdeki olumsuz havayı dağıtacaktır.

14. BAŞARI HİKAYELERİNİ OKUYUN
Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.

15. MÜZİK DİNLEYİN

Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir. Koşu yaparken Rocky�nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız olduğu durumlarda onlardan yararlanın.

Mesela, sabahları ofisime yada eğitim vereceğim şirkete giderken, �türkü� dinlemekten çok zevk alıyorum ve bu beni motive ediyor.

16. MOTİVE EDİCİ FİLMLER İZLEYİN

Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ�su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.

17. MOTİVE EDİCİ ALINTILARI OKUYUN

Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın.

Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi görecektir.

Bu konuda http://www.motivasyoncu.com adresinden de yararlanabilirsiniz.

18. SAĞLIKLI BESLENİN
Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, “sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur”. Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun.

19. YETERİNCE UYUYUN

Bazı insanlara 6 saat uyku yeterken, bazıları için 8 saat gerekli olabilir. Yeterince uyuduğunuza emin oluncaya kadar uyuyun. Ancak, 8 saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz göreceksiniz.

20. SÜREKLİ ÖĞRENİN

En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya “bilmiyorum” demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır.

- – -

Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.

21. HEDEFLERLE ÇALIŞIN

Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış..!

Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız.

İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir.

Earl Wilson�un güzel bir sözü var. Diyor ki : �Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun..!�

Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.

22. BEYİN FIRTINASI YAPIN

Temiz bir kağıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak.

Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın.

Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.

23. HEDEFİNİZİ KAĞIDA YAZIN

Üzerinde çalışacağınız hedefi seçmeden önce, onu bir kağıda yazın, hedefinizin somutlaşmasını sağlayın. Böylece, sizin için gerekli olup olmadığına daha kolay karar verebilirsiniz.

24. HEDEFİ SEÇME NEDENLERİNİZİ YAZIN

Neden bu hedefi seçtiniz? Hedeflerinizin her biri için, �Bunun bana ne yararı var� sorusunu sorun. Hedefi seçme nedenlerinizi kolaylıkla açıklayabiliyor olmalısınız. Eğer açıklayamıyorsanız, bu hedefi listeden silin ve diğerine geçin.

25. HEDEFİNİZİN SPESİFİK OLMASINI SAĞLAYIN

Hedefinizin etkili olabilmesi için, onu spesifik olarak ele alın.

�Çocuklarınız ile ilişkilerinizi geliştirmek� çok önemli ve yapmaya değer olabilir, ancak hedefiniz adına çok geniş bir tanımlama olacaktır. Bunun yerine, daha spesifik bir hedef belirleyin. Mesela, Pazar günleri beraber pikniğe çıkmak, akşam yemeklerinizi saat 19:00-20:00 arasında birlikte yemek, yada gece yatmadan önce onlarla 1 saat sohbet ederek bilgi ve deneyimlerinizi aktarmak gibi.

Bu sizi hedefinize daha kolay ulaştırabilir.

26. TERMİNLER KULLANIN

Hedeflerinizin gerçekleşmesini engelleyecek en ölümcül şey, ertelemektir. Bu problemin üstesinden gelmenin en iyi yolu termin kullanmaktır.

Hedeflerinizde yaptığınız gibi, terminlerinizi de spesifikleştirin. Elimdeki projeyi 5 Ocak 2004�e kadar bitireceğim gibi…

27. BAŞLAMA TARİHİ KULLANIN

Termin önemli, ancak onun kadar önemli olan başka bir konu daha var ki, bu da başlama zamanının net olmasıdır. Hedefiniz için yola çıkarken, başlama tarihini ertelemeye yönelik pek çok nedeniniz olacaktır.

Bunun üstesinden gelmek için, başlama tarihi belirleyin ve o tarihe sadık kalın.

28. BÜYÜK HEDEFLER SEÇİN

Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer.

Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.

29. ULAŞILABİLİR HEDEFLER BELİRLEYİN

Ulaşamayacağınız hedefler belirlemek, sununda, sizde hayal kırıklığı, kızgınlık ve özgüven sarsılması yaratır. Hedefleriniz ulaşılabilir-zor ve mantıklı olmalıdır.

30. DETAYLI AKSİYON PLANI HAZIRLAYIN

Hedeflerinizin her bölümü için, adım adım detaylı aksiyon planı hazırlayın. Pek çok hedef, ne zaman ne yapılacağı planlanmadığı için başarısızlığa uğrar. Yapacağınızı planlayın ve planladığınızı yapın.

31. ABARTMAYIN ( GEREĞİNDEN FAZLA HEDEF İLE ÇALIŞMAYIN)

Aynı anda çok fazla hedef üzerinde çalışmayın. Başlamak için bir ila üç arası hedef uygun olacaktır.

32. İLERLEMENİZİ ÖLÇÜN

Çalışmalarınızdaki ilerlemenizi ölçün. 300 sayfalık bir roman yazmak istiyor olabilirsiniz. 300 sayfayı birden hedeflemeyin. 25 ila 50 sayfalık artışlar şeklinde düşünün ve tamamladığınız sayfaların günlük çetelesini tutun. İlerlemenizi ölçmek, hedefiniz gerçekleşinceye kadar motivasyonunuz en üst seviyede tutacaktır.

33. İSTEK LİSTESİ HAZIRLAYIN

Kendinizi yapmak zorunda hissettiğiniz yada yapmayı gönülden istediğiniz 10 şeyin listesini yapın. Bir iş kurmak, maratonda koşmak, Avrupa�yı ziyaret etmek, Japonca öğrenmek vs.

Bu listeyi ofisinizde ve/veya evinizdeki panoya yapıştın.

34. HATIRLATICILAR KULLANIN

Post-it�ler günlük görevlerinizi ve hedeflerini hatırlamanız için mükemmel araçlardır. Tabii, abartmamak kaydıyla.

Birbiri üstüne geçmiş, ne olduğu okunmayan onlarca not, size hiçbir yarar sağlamayacaktır.

35. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN

Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda yada küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın yada sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
- – -

Davranış her şeydir. Aşağıdaki ipuçları, kazanan davranışlara sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

36. DOĞRU KELİMELERİ KULLANIN

Günlük konuşmalarınızda, �Bunu başarabilirim� yada �Bir çözüm buluruz� gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin.

Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.

37. İYİMSER OLMAK İÇİN ÇABA HARCAYIN

İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığınız değil, ne olabileceğinizdir.

38. ARKADAŞLARINIZI SEÇİN

Arkadaşlarınızın negatif davranışları mı var? Bu sizi etkiliyor mu?

Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlar, çoğu zaman bizim tutumumuzu etkileyebilir. Eğer ofisinizdeki yada evinizdeki bireyler sizi negatif yönde etkiliyorsa, bu durumu değiştirecek gerekli adımları atın.

39. DEĞİŞİME İHTİYACINIZ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?

Mutsuz olduğunuzu anladığınızda, bunu kendinize itiraf edin ve kendinizi korumaya alın. Bu yapılması çok zor olan bir şey, özellikle bir şeyleri kendinize itiraf edecek durumda değilseniz. Yapılması zor, ancak değerli. Karamsarlığa düşmeye başladığınızda, farkına varın ve bu durumu değiştirin.

40. DİĞERLERİNİN NE DEDİĞİNİ DİNLEYİN

Kendimize pozitif bir insan olduğumuzu söylemekten hoşlanıyor olabiliriz, fakat bu her zaman doğru değildir. Arkadaşlarınızın ve ailenizin sizin davranışlarınız ile ilgili söylediklerine kulak verin, duymak istemeyeceğiniz şeyler söyleyebilirler. Fakat, unutmamak gerekir ki; hayattaki en iyi değişimler, yapıcı eleştirilerden gelir.

41. SİZİ NELERİN HUZURSUZ ETTİĞİNİ ÖĞRENİN

Sizi nelerin huzursuz ettiğini bildiğinizde, içinde bulunduğunuz olumsuz durumdan uzaklaşabilir ve bunun sonucu ortaya çıkan gerilim ve hayal kırıklıklarından korunabilirsiniz.

Eğer kaçamayacağınız bir durum söz konusu ise, onu daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğinizi düşünün.

42. SİZİ NELER MUTLU EDER?
Bu sizin psikolojiniz ve tutumunuz için hayati önem taşır. Sizin �mutluluk� tuşunuz tutum ve davranışlarınızı tekrar ve tekrar geliştirmek için gereklidir. Mesela ben, kötü bir ruh hali içerisindeysem, sabah kahvaltı yapıp yapmadığımı kontrol ederim. Eğer yemediysem, sistemime besin aldıktan sonra 180 derecelik bir dönüş yaşarım. Ruh halim düzeliverir.

43. ARA VERMESİNİ BİLİN

Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın.

Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız yada amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.

Bununla birlikte, sürekli çalışmayın, ara vermesini bilin. Baltanızı bilemeden yeni odunlar kesmeye kalkmayın. Aşağıdaki *hikaye size yardımcı olacaktır.

*BALTAYI BİLEMEK

“Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak.”

Abraham LINCOLN

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş :

· “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?” İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş :

· “Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.”

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp,yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.

Delfi�deki ünlü tapınakta Sokrates�in şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında açı olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız…

44. HAREKETE GEÇMEDEN ÖNCE İKİ KERE DÜŞÜNÜN

Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.

İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.

45. TEPKİ&YANIT (REACT VS. RESPOND)

Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır.

Hayatınızda sizi direk yada dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın.

Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez.

Tepki değil, yanıt verin.

46. SAHİP OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN DEĞERİNİ BİLİN

Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.

Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın.

47. HER ZAMAN MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ

Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz.

Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.

48. MANTIĞINIZLA HAREKET EDİN

Sorunlara mantığınızla yaklaşın. Duygularınızla hareket ederseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

49. DEDİKODUCULARDAN UZAK DURUN

Etrafınızdaki negatif konuşmalara katılmayın. Eğer, konuşmanın bu yönde ilerlediğini görürseniz, özür dileyerek kibarca oradan uzaklaşın.

50. GÜNE İYİ BAŞLAYIN

Güne gülümseyerek başlayın. Bugün, başarılacak ve hoşlanılacak pek çok şeye sahip olacaksınız. Hayat kısa..! Ancak, bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü. Bunu asla unutmayın.

==================================================

MOTİVASYON MASALLARI

Pekçok insanın kafasında bir hedef vardır, fakat ona ulaşmak için adım bile atmazlar. Neden? Zihinlerindeki yanlış inançlar, masallar yüzünden. Aşağıdaki bölümde, başlıca yanlış inançlar ve neden onlardan sakınmanız gerektiğini bulacaksınız.

Beceremem, onu yapamam
Evet, yapabilirsin! Diğerleri ne yapabiliyorsa, sen de yapabilirsin. Aynı büyüklükte beyin, aynı iki kol ve bacak, her gün aynı zaman diliminde yaşayan kadın yada erkek tarafından yapılmış olan tüm olağanüstü şeyleri, sen de yapabilirsin.

Yarın başlarım
Belki, yapamazsın. Bugün yapabileceğin şeyleri asla erteleme. Yarın garanti değil ve geleceğin ne getireceğini kimse bilmiyor. Yalnızca şu andan eminsin. Buradasın ve hedeflerine ulaşabilirisin.

Bu benim için doğru olmayabilir
Uğraştığınız şeyin sizin için en iyisi olduğundan hiçbir zaman %100 emin olamazsınız. Çünkü sürekli yenilenir ve değişir. Hedefe yürürken pek çok kere yol değiştirirsiniz. Mükemmel fırsatlar kapınızı çalana kadar beklemeyin. Harekete geçin.

Çeviri ve adaptasyon Ergün GÜLER tarafından yapılmıştır.

Kaynak : Büyük oranda http://www.motivation123.com/free-kit.html adresinden yararlanılmıştır.

Kaynak : http://www.denizce.com/

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | » yorum bırak;

Duygusal Zekayı Geliştirmek İçin 8 Altın Öneri

Yazan: MAXTR Nisan 13, 2007

Mesleki ve günlük hayatta başarılı olmanın en önemli etkenlerinden biri olan duygusal zeka geliştirilebiliyor.

Uzmanlar bunun için 7 öneride bulunuyor. www.duygusalzeka.com adresli internet sitesi, duygusal zeka konusunda yazı ve araştırmaları ziyaretçilerinin hizmetine sunuyor.

Sitede yer alan bilgilere göre, düzenli ve sistemli bir çalışma ile duygusal zeka öğrenilip, geliştirilebiliyor. İnsanların kişisel ve mesleki anlamda başarılı olmalarını IQ’dan çok daha fazla etkileyen duygusal zeka, insanların ortak duyguları, iletişim becerileri, insanlık anlayışları, incelik, kibarlık, nezaket gibi yetenekleri olarak tanımlanıyor. Duygusal zekası yüksek insanlar mesleki anlamda başka insanlar ile iyi iletişim kurabildiklerinden ve yönetme becerisine sahip olduklarından genellikle çok başarılı olurken, günlük hayatta da duygusal zeka insanların iş arkadaşları ve aile bireyleri ile iyi anlaşabilmelerini sağlıyor.

ÖNERİLER:

  1. Yardıma ihtiyacı olanları yüzüstü bırakmayın.
  2. “Kendinizi tanıyın: Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zeka kendinizi tanımanızı şart koşar.
  3. Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin: Duygusal doğal ve insancıldır. Kendi duygularımızdan veya diğer insanların duygularından ne kadar az korkarsak, duygusal durumlarda ve duygularımızla o kadar rahat başa çıkabiliriz. Başkalarının duygularını anlamada ne kadar hakimseniz, onların duygularından korkmanıza da o kadar gerek kalmaz.
  4. Kendinizi, kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutun: Bizler hepimiz farklıyız. Farklı olmak, diğerlerinden daha iyi ya da daha kötü olmak demek değildir. Onların dünyaya bakış açılarının sizinkinden farklı olduğunu ne kadar çabuk anlarsanız, onları da o kadar çabuk tanırsınız.
  5. İletişim kurma becerinizi geliştirin: İnsanlar arası iletişimi anlayın. Her türlü insanlar arası ilişkilerde, iletişim, bütünlük sağlayıcı, çok yönlü ve çok anlamlı bir konudur. Kendinizi ifade etme yöntemlerinizi geliştirin. Kelime haznenizi zenginleştirin. Her an yeni kelimeler öğrenin, özellikle de duygu ve düşünce ifade eden kelimeleri.
  6. Problem çözücü olun: Mümkün olduğu kadar çok çeşitli olaylar ve problemler üzerinde düşünün ve bunlara çözümler getirmeye çalışın.
  7. Eleştiriye açık olun: Eleştiriye açık olun, bırakın sizi eleştirsinler. Bundan rahatsızlık duymayın. Bu sayede kendinizdeki olumlu ve olumsuz yönleri öğrenme fırsatını elde edersiniz. Siz de eleştiri yapabilin.
  8. İnsanlar ile ilgilenin: Yeni insanlar ile tanışın onların kültürlerini öğrenin. Değişik insan psikolojileri hakkında bilgi edinin. İnsanları harekete geçiren akımları, onların hayat hikayelerini okuyun. Kendinizi ve diğer insanları keşfedin”.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, Zeka, Zeka Geliştirme | 3 Yorum »

Matematik Dersinde Üstün Başarı Yolları…

Yazan: MAXTR Nisan 12, 2007

 

Bir gün soru çözmemek için izin!

Demek bu gün izin istiyorsun. Gel ne istediğine beraberce bir göz atalım:

Sınava 180 gün var. Hafta içi her gün 8 saat okulun var bu 60 gün ediyor, geriye 120 gün kaldı.

Her gün 1 saat yemek molası ile geçiyor. Bu da 180 gün içinde 8 gün ediyor, geriye kaldı 112 gün.

Hafta sonları dershaneye geliyor ve 5 saat orada bulunuyorsun bu da eder 11 gün, geriye kaldı 101 gün.

Günde ortalama 8 saat uyuyorsun bu da eder 60 gün, geriye kaldı 41 gün.

Hafta içi etütlere 3 saat katılıyorsun bu da eder 3 gün, geriye kaldı 38 gün.

Her gün yollarda eve gidiş geliş için 2 saatin gidiyor bu da eder 15 gün geriye kaldı 23 gün.

Zaten bu süre içinde en az 3 gün hastalık iznin olacak. Kaldı 20 gün.

Bu süre içinde 7 gün bayram izni kullanacaksın, kaldı 13 gün.

Şubat tatilinin bir haftasını dershaneye gelerek geçirecek geriye kalan 7 günü izin olarak kullanacaksın, geriye kaldı 6 gün.

Her gün yarım saat çay ve sohbet molası veriyorsun bu da eder 4 gün geriye kaldı 2 gün.

Günde 8 dakika aynanın karşısında kendini izliyorsun bu da eder 1 gün. Geriye kalıyor sadece 1 gün ve eğer ben sana bu 1 günü izin olarak verirsem sen nasıl sınavları kazanacaksın.

Toparlarsak;öğretmenlerinizi dinlerken düzenli notlar tutunuz. Dersten sonra eve gittiğinizde defterinizdeki notları temize çekin veya tekrar yazarak çalışın. Konuyu anlamadan sorulara geçmeyin, konuyu anladığınıza inandığınızda önce çözümlü sorulardan, sonra da test sorularından çözün. Soru çözerken problemlerde verilenleri ve istenenleri düzenli olarak bir kenara yazın. Soru çözerken sizi sonuca götürecek ipuçlarını belirleyin. Verilenleri işlem sırasına göre uygulayın. Sonucu bulun ve sağlamasını yapın. Matematik dersini öğrenmek bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Yaparak ve yaşayarak öğrenilir. Bu nedenle bol bol işlem yapın, eksiklerinizi tespit edin ve giderme yollarını araştırın. Şunu unutmayın ki başarısız olduğunuzda bile kendinizi motive etmeli ve “Her başarısızlık başarının ilk adımıdır.” sözünü kendinize rehber edinmelisiniz.

Öğrenmenin ilk adımı kişinin bilmediğini fark etmesidir. Öyleyse öncelikli olarak matematik dersi bakımından kendinizin hangi durumda olduğunu belirlemelisiniz. Bunun için size bazı ölçüler verebilirz:

1. “İşlem kabiliyetim az ve konuları anlayamıyorum

diyenlere ilk tavsiyemiz temel konuları çalışmalarıdır. rasyonel sayılar, sayılar ve işlemler, üslü ve köklü ifadeler, çarpanlara ayırma ve özdeşlikler konuları öncelikle öğrenilmelidir

2. İşlem kabiliyetim iyi; fakat konulara yabancıyım.”

diyen öğrencilerimize il tavsiyemiz bilgi eksiği olan konuların tam olarak öğrenilmesidir. İşlem kabiliyetinizin iyi olması, matematik konularını öğrenebileceğinizi gösterir

3. Konuları anlıyorum; fakat işlem kabiliyetim az .”

şeklinde durumunu tarif eden öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bol bol soru çözmeleridir.

4. “İşlem kabiliyetim iyi, hem de konuları biliyorum; fakat çok yanlış yapıyorum.”

biçiminde yakınan öğrencilerimize ilk tavsiyemiz soruları dikkatle çözmeleridir. İşlem kabiliyetiniz iyi ve konuları biliyorsanız matematikle ilgili sorununuz çözülmüş demektir. Yanlış yapmamanın veya az yanlış yapmanın en güzel yolu bol bol soru çözmektir. Yalnız bu yapılırken daha sonra bu çözülen sorular değerlendirilmeli, nerelerde hatalar yapıldığı belirlenmeli, çalışarak giderilebilecekse bu hatalar giderilmeli; çalışarak giderilemeyecek cinstense bir bilenden yardım alınmalı, sonra da bu hatalara bir daha düşülmemeye çalışılmalıdır.

GEOMETRİ DERSİNE NASIL ÇALIŞMALIYIZ

Öğretmenlerinizi dinlerken düzenli notlar tutunuz.

· Dersten sonra eve gittiğinizde defterinizdeki notları temize çekin veya tekrar yazarak çalışın.

· Konuyu anlamadan sorulara geçmeyin, konuyu anladığınıza inandığınızda önce çözümlü sorulardan, sonra da test sorularından bir miktar çözün.

· Soru çözerken problemlerde verilenleri ve istenenleri düzenli olarak bir kenara yazın.

· Soru çözerken sizi sonuca götürecek teorem ve özdeşlikleri belirleyin.

· Verilenleri işlem sırasına göre formül ya da teoremlere uygulayın.

· Sonucu bulun ve sağlamasını yapın.

· Matematik dersini öğrenmek bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Yaparak ve yaşayarak öğrenilir. Bu nedenle bol bol işlem yapın, eksiklerinizi tespit edin ve giderme yollarını araştırın

1998-2005 tarihleri arasında OKS de çıkmış sorularını çözmenizi ve önceliğinizi 6 ve 7. sınıf konularına vermenizi tavsiye ederim.


Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | 15 Yorum »

Muhteşem Bir Kişiliğin Yapıtaşları!!!

Yazan: MAXTR Nisan 12, 2007

HEDEFLER VE KİŞİSEL GELİŞİM

    • Yelkenlerini belli bir yön için ayarlamayan bir deniz aracı rüzgar gücünün etkisiyle sadece oraya, buraya sürüklenir. Güç belli bir hedef için yönlendirildiğinde anlamlıdır. Şirketler de her yıl sonunda bir sonraki yılın hedeflerini belirlerler. Peki kişisel gelişim için de hedefler koyulmalı mı? Kişisel gelişim hedefleri bize ne avantajlar sağlar?

Aynı rüzgarın etkisiyle bir gemi doğuya giderken, diğer gemi batıya gidiyor.
Gideceğiniz yön rüzgarın gücüne değil, yelkenlerin yönüne bağlıdır.

Ella Wheeler Wilcox

Neden Kişisel Gelişim Hedefleri Koyulmalı?

Çoğumuz iş ortamında çeşitli hedeflerle karşılaşıyoruz. Hedefler belli bir konuya konsantre olmamızı, belirlenen doğrultuda yoğun olarak çalışmamızı, başarı yolunda kendi kendimizi değerlendirebilmemizi sağlıyor. Hedefler, işverenin de çalışanları objektif olarak takdir etmelerini ve maaşları bu kriterlere göre ayarlamalarını sağlayan bir araçtır.

Şirketlere birçok faydalar sağlayan hedef koyma işlemi, şirket dışındaki kişisel gelişimimiz için de koyulursa bize bir çok faydalar sağlamaktadır.

Kişisel Hedef Koyma İşleminin Faydaları;

  • Yaşamınızı kontrol altında tutarsınız
  • Önemsiz şeylerden uzak durarak, önemli şeylere odaklanırsınız
  • Rutin kalıpların dışına çıkarsınız
  • Tutarlı bir kişilik olursunuz
  • Zamanı iyi kullanırsınız
  • Başarılı olursunuz

Hedef Koyma ve Koyulan Hedeflere Ulaşmak İçin Neler Yapılmalı?

Başarı ani parlamalar şeklinde yapılan çalışmalarla değil, belli bir amaç için sürekli ve giderek artan çalışmalarla elde edilmektedir. Bunun anlamı şudur;

  • Büyük hedefleri kademeli, küçük ve kolay hedeflere bölmelisiniz,
  • Belirlediğiniz hedef için hangi zaman dilimlerinde neleri yapmayı planladığınız yazmalısınız,
  • Her gün sonunda kendi kendinize şu soruyu sormalısınız; “Bugün hedefim için ne yaptım?”

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | » yorum bırak;

ÖSS Şampiyonundan Başarı Taktikleri

Yazan: MAXTR Nisan 12, 2007

Başarı öykünüzü anlatır mısınız? Hangi zorlukları aşarak bu seviyeye kadar geldiniz?

Ben Devlet lisesi mezunuyum. Samsun 19 Mayıs Lisesi’ni bitirdim. Sonra İngiltere’ye gittim bir süre. Oradan transferle Boğaziçi Üniversitesi’nin Ekonomi Bölümü’ne geldim. Daha sonra Politika okudum ve en sonunda Psikoloji Bölümü’ne geçtim. Bölümden mezuniyetin ardından Boğaziçi’nde Psikoloji Bölümü’nde, Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansımı tamamladım. Doktoramı yine Klinik Psikoloji alanında İngiltere’de yaptım. 1987 yılı sonunda tekrar Boğaziçi Üniversitesi’ne geldim, o yıldan beri de buradayım.

Lise sonrasında ilk olarak Psikoloji dışında bir bölüme girdiğinizi söylediniz. Psikolojiye ilginiz daha sonra mı ortaya çıktı?

Ben liseyi zor bitirdim. Lisedeyken benim öğretmenim olanlar, şu an Boğaziçi’nde profesör olduğumu duysalar inanmazlar. Maalesef okuduğum liseyi, beni bilime, araştırmaya yaklaştıran bir yer olarak görmüyorum. Türkiye’deki eğitim sisteminin, öğrencilere özgürce düşünme ve soru sorma imkanını vermesini isterdim. Şimdi zaman zaman düşünüyorum da bilime oldukça meraklı bir çocukmuşum ortaokuldayken. Bir gün oturup teleskop yapmıştım.

İngiltere’ye şahsi çabanızla mı gittiniz?

Şöyle oldu: Liseyi bitirdiğimde bende Türkiye’yi tanımadığım kanaati oluştu. Türkiye’yi tanımak istiyordum. 1976’da aileme “Ben Erzurum’a gideceğim.” dedim. Zaten o zamanlar çok fazla üniversite de yoktu ve üniversite ortamı çok karışıktı. Annem – babam ilk başta karşı çıktı. Sonuçta yazdım ve gittim Erzurum’a. Ama okul, olaylar nedeniyle açıldı – kapandı; ailem bundan çok rahatsız oldu. Birgün Samsun’a geldiğimde “Sen İngiltere’ye git, biz bu şekilde rahat edemeyeceğiz.” dediler. İngiltere’de, öğrenmenin, bilimin aslında ne kadar güzel olduğunu gördüm. Oradayken bütün boş vakitlerimde kitap okudum. Tabi okumaya açlık da vardı. Çünkü çocukluğumda bir şeyler aramışım, ama bulamamışım; ne aradığımı da bilmiyordum. Orada ortam buldum. Arkeolojiden, antropolojiden tutun da politikaya kadar çok farklı alanlarda kitaplar okudum. O zaman eğitimin, okumanın zevkine vardım. Hem zevk aldım hem de kendimi geliştirdim. Oradaki eğitim ortamı ve hocaların araştırmaya yönelten tutumları beni olumlu etkiledi.

Biz hazırcı bir toplumuz. Kitapta olan şeyleri genelde olduğu gibi kullanıyoruz. Halbuki dışarıdan veri alarak, gözlem yaparak, hipotez test edip ondan sonra onlar üzerinde çalışmamız lazım. Okumak için kafamızda ilk önce soru olması şart. Bence okumanın mantığında, kafamdaki bu soruya kimler nasıl cevap vermiş düşüncesi yatar. Bir yandan okuyacağım, bir yandan da veri toplamaya, gözlem yapmaya devam edeceğim. İkisini birleştirdiğimiz zaman sağlıklı bilgiyi elde etmiş oluruz. Türkiye’deki eğitim maalesef tamamen ezbere dayalı. Gerçi uygulanan sınav sistemi de bunu kamçılıyor. Öğrencilerin özgürce düşünüp soru sorması lazım. Öğrenciler bundan korkuyor.

Dediniz ki üniversitede politika okurken psikolojiye merak saldım. Bu merak duygusunun temelinde ne vardı?

Türkiye’de herkes politikayla uğraşıyor. Politikayla ilgilenirken, Marks’ı, Rousseau’yi okurken bir şey fark ettim; benim istediğim açıklamaları onlar yapmıyorlar. Bir politik sistem kuruyorlar. Politik sistem demek insanların rahat yaşayacağı, mutlu olacağı ortamı oluşturmak demek. Bu ortamın oluşturulması için ilk önce insanın tanınması gerekiyor. Mesela Marks diyor ki: “İnsan aslında nötrdür. Kapitalist sistem insanı vahşileştirir, acımasız yapar.” Hobbes de insanın, özünde vahşi olduğunu söylüyor. Ama insan gerçekten öyle mi? Siz eğer bir sistem kuruyorsanız, insanı iyice tanımadan o sistemi çalıştıramazsınız. Hatta Freud, kitaplarından birinde Sovyetlere atıfta bulunarak “Dünyanın bir yerinde büyük bir deney yapılıyor. Bakalım sonucu ne çıkacak?” der. Onu bir deney olarak düşünür. Bence insanı tanımadan, onu analiz etmeden doğru bir politik teori oluşturamazsınız. Yani politik teoriler ve açıklamalar bana yeterli gelmedi. Hepsi insan yapısı üzerine bir varsayımla hareket ediyorlar. “İnsan şudur, o nedenle ona en uygun olan şu sistemi savunuyorum.” diyor. Ama insan onun anladığı nitelikte değilse, sistem olduğu gibi çöküyor. 1979’lı yıllarda aklımda çok soru vardı. O zamanlar Hume’nin “İnsan Yapısı”nı çalışıyordum. Orada ilgimi çekti ve Psikoloji üzerine kitaplar okumaya ağırlık verdim.

Mesleğinizde mutlu musunuz?

Bu soruya hem “Evet” hem de “Hayır” diyebilirim. Ben akademisyen olup laboratuvarda çalışmalar yapmak istiyordum. Şu an kafamda bir yığın proje var. Bir şeyler yazıyorum, çiziyorum; ama dersler vaktimi çok fazla alıyor. Buranın haricinde vakıf üniversitesinde de ders veriyorum. İyi ki de veriyorum, yoksa maddi açıdan çok ciddi problemlerle karşılaşabilirdim. Kendimi, sürekli ders veren bir insan olarak düşünmemiştim. Böyle olacağını bilseydim akademisyenliği seçmezdim. Akademisyenlik isteyen öğrencilere şunu söylüyorum: “Eğer vakıf üniversitesinde çalışmayacaksanız, sizi destekleyecek yeterli maddi gücünüz var mı? Bu soruya hayır diyorsanız bence akademisyenliği seçmeyin, yoksa mutsuz olursunuz.” diyorum. Maddi açıdan kafanız rahat değilse, “Nerede ders versem, nasıl para kazansam?” diye düşünüyorsanız, hakkını vererek bu işi yapamazsınız. Hele İstanbul ortamında çok daha zor.

Akademisyenliğin çok iyi tarafları da var. Özgür olma bunlardan biri. İstediğiniz konuyu çalışabiliyorsunuz. Türkiye’de akademisyenliğin şöyle bir avantajı var: Amerika’da herkes yayın çıkartmaya gayret ediyor. Yoksa işe devam edemiyor. Yayın yapma baskısı yüzünden, bazen istedikleri alanda çalışamıyorlar. Bizde o baskı yok. Ne istersek onu çalışabiliyoruz.

Psikoloji Bölümü’nü bitiren öğrenciler, akademisyenliğin dışında hangi alanlarda çalışabilirler?

Türkiye’de Klinik Psikoloğu olmak için, psikoloji bölümünü bitirdikten sonra master yapmak lazım. Şu an bir kanun yok, ama çıkma aşamasında. Yani artık master yapanlar Klinik Psikolog olabilecekler. Master bittikten sonra mezunlar, özel olarak çalışabilecekleri gibi, hastanede de görev alabilirler. Bunun dışında Sosyal Psikologlar değişik işletmelerde çalışabiliyorlar. Personel seçiminde, reklam şirketlerinde araştırmacı olarak çalışma olanağına sahipler.

Psikoloji Bölümü’nü seçecek olan öğrenciler hangi nitelikleri taşırlarsa daha başarılı olurlar?

Benim için böyle bir kategori yok. Soru soran, araştırma yapısına ve kapasitesine sahip herkes bu işi yapabilir. Ben herkesin bu yapıya ve kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum.

Sizce psikoloji gelecek vaat eden bir alan mı?

İnsanın olduğu her yerde psikoloji var. İnsanların mutluluğunu biraz daha artırmak, sorunlarını azaltmak, iş ortamında daha rahat ve daha verimli çalışmalarını istiyorsak, psikolojinin verilerinden yararlanmak zorundayız.

Sizin geleceğe ait şahsi hedefleriniz neler?

Burada laboratuvar kurduk. Bu laboratuvarda bir seri deney yapılıyor. Bu deneylerin yanı sıra, ortam olursa eğitimle uğraşmak istiyorum.

Geçmişe dönüp baktığınızda “Keşke şunu da yapsaydım.” ya da “Keşke şunu da yapmasaydım.” dediğiniz anlar oluyor mu?

Keşke geçmişte biraz daha fazla gözlem yapmış olabilseydim. Doğayla daha fazla iç içe olmak isterdim. Boş vakitlerimde iki şeyle uğraşıyorum; amatör olarak meteorolojiyle ve bitkilerle. Çok daha önceden başlamış olsaydım, bu konularda daha fazla bilgim olurdu. Bence insan tek boyutlu olmamalı. Hobiler insanı hem rahatlatıyor hem de yeni şeyler öğretiyor. Bu sayede hayata başka açılardan da bakabiliyorsunuz.

Sizce başarının nirengi noktaları neler? Son olarak gençlere neler tavsiye edersiniz?

Bence başarının nirengi noktalarından biri yaptığın işten zevk almak. Ben, zevk almayı odağa koyuyorum. İnsan çikolata yiyerek de, sinemaya giderek de zevk alabilir. Kast ettiğim zevk bu değil. Odağa koyduğum zevk, hem sizin bir şey öğrenmeniz hem de etrafınıza bir şey vermeniz temeline dayalı.

Yapılan her hareket kişiye zaman ve enerji harcatır. Bize zevk veren hareketlerde, bizler, bu harcanan zaman ve enerjiyi pek düşünmeyiz. Bence kendimizi öyle eğitmeliyiz ki, bize zevk veren hareketler aynı zamanda kendimizi ve evreni daha iyi anlamamıza yardım etmeli ve bu hareketlerin çevremize olumlu bir etkisi olmalı. Eğitimin gerçek amacının bu olduğunu düşünüyorum.

Öğrencilerin hayatta bol gözlem yaparak, çevreden veri toplayarak hipotez oluşturmayı bir zevk haline getirmelerini isterim. Bilimden zevk alırlarsa öğrenmeleri çok kolay olur. Bunun dışında başarının bir başka önemli dayanağı da disiplinli çalışma. Yapılan işten zevk alma ve disiplinli çalışma bütünleştiğinde zannedersem başarı ve mutluluk gelir.

 

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | 2 Yorum »

OKS-ÖSS Nasıl Kazanılır???

Yazan: MAXTR Nisan 12, 2007

KENDİNİZİ DERS ÇALIŞMAYA NASIL KONSANTRE EDEBİLİRSİNİZ?

DERS ÇALIŞMAYA BAŞLARKEN:

Günümüzde, başarıya giden yolda “çok çalışmak” yerini “etkili çalışma”ya bırakmıştır. “Etkili çalışmak”; zamanı; belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Bunu becerebilenler için dinlenmeye, eğlenmeye, hobilere daima yer vardır.

Ders çalışmaya başlamanızı engelleyecek veya geciktirecek bahaneleriniz varsa, bunlardan uzaklaşmalısınız.

Verimli, etkili çalışabilmek için kendinize ait bir sebebiniz muhakkak olmalı, aksi taktirde çalışmaya başlamanız güçleşir.

Siz de aşağıdaki durumları sıkça yaşayan nice öğrenciden biriyseniz eminiz sizin de ders çalışma planlarınız sürekli bozulmaktadır.

> Amaçlarınız net değildir.

> Bilgi eksikleriniz devam ediyordur.

> Özel durumlarınızla uğraşmak daha fazla vaktinizi alıyordur.

> Düzenli ve disiplinli ders çalışma alışkanlığınız yoktur.

> Çalışmaya karşı isteğiniz yoktur ve çalışmaya başlamayı sürekli erteliyorsunuzdur.

  • Bu noktada, amacını açık ve net bir şekilde tanımlayan öğrenci buna inanmalı, buna uygun programları düzenleyebilmelidir.
  • Derse başlamak ve bitirmek için belirli bir zaman yoktur; çalışma plânınızı, o günün derslerine, koşullarına ve ihtiyaçlarınıza göre arttırabilir veya azaltabilirsiniz.

  • Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmeli, aradaki dinlenmeler, ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır.

  • Plan, ani olarak ortaya çıkabilecek durumlarda, çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verebilecek şekilde yapılmalıdır.

  • Hangi dersin hangi konusunda nasıl bir çalışma yöntemi izleyeceğinizi açıkça belirleyin, öğrenmek için konu çalışmaya mı, konudaki bilgilerinizi hatırlamak için tekrar yapmaya mı ya da pekiştirmek ve hız kazanmak için test çözmeye mi ihtiyacınız var? Bunu önceden planlayarak çalışma masanızın başına geçin.

BAŞARIYA GİDEN YOLDA!

Öğrencinin çalışmak için kendisine ait bir sebebi yoksa verimli çalışması, dolayısıyla başarılı olması mümkün değildir.

Başarılı olabilmek için amaçlarınızı net bir şekilde belirleyip tanımlayın.

Amaçlar; motivasyon için temel oluşturur ve davranışı belirler.

Ancak birinci derecede önemli birden fazla amacı bir arada gerçekleştirmek mümkün değildir, bu yüzden amaçların önem sırasına konması önemlidir.

Amacını belirleyin kişi, buna ulaşacağına inanarak çalışmalıdır. Unutulmamalıdır ki, amaçların gerçekleşebilir olması için kişi; güçlerinin, niteliklerinin ve yeteneklerinin sınırını bilmeli, sahip olduğu imkânlardan haberdar olmalıdır.

Başarılı kişilerin önlerinde hedefleri, amaçları vardır, bu yüzdendir ki; bu kişiler, hayıflanmak veya koşullardan şikâyet etmek yerine, önlerindeki problemi nasıl çözebilecekleri üzerinde yoğunlaşırlar.

Amaçlarınızı önem sırasına göre ayırmakta zorluk çekiyorsanız, gerçekleştirme zamanına göre üçe ayırabilirsiniz. “Uzun Vadeli” amaçlarınızı hayat amaçlarınız, “Orta Vadeli” amaçlarınızı bir yılda gerçekleştirmek istedikleriniz, “Yakın Vadeli” amaçlarınızı da günlük veya haftalık olarak belirleyeceğiniz, orta ve uzun vadeli amaçlarınızı gerçekleştirmenizi sağlayacak etkinliklere göre planlamalısınız.

Çalışma amacınızı belirledikten ve bunun için karar verdikten sonra, önemli olacak diğer bir etken ders çalışırken konu üzerinde “DİKKATİ TOPLAYABİLMEKTİR”.

* Konsantrasyon olmadan öğrenme sağlanamaz.

* Konsantrasyonun sağlanabilmesi, zihinsel bir çaba gerektirir.

Öğrencinin dikkatini konu üzerinde toplamadan ders çalışmada direnmesi, boşuna zaman yitirmekten başka birşey değildir. Dikkat alıştırmalarla kazanılan ve geliştirilebilen bir alışkanlıktır yani doğuştan değildir.

Dikkatinizi toplayabilmek için:

* Çalışma amacınızı saptayın,

* Çalışma için karar verin,

* Çalışacağınız konuyu merak duyabileceğiniz ilginizi çekebilecek bir forma dönüştürün,

* Fiziksel çevreyi düzenleyin,

* Planlı ve sistemli ders çalışın,

* Çalışmada çeşitlilik sağlayın,

* Kendinize güvenin ve olumlu düşünün.

Dikkati toplayabilmek için unutulmaması gereken bir başka noktada, çalışmaya geçmeden önce vücut ve zihnin yeterince dinlenmiş olması gerektiğidir.

KENDİNİZİ DERS ÇALIŞMAYA NASIL KONSANTRE EDEBİLİRSİNİZ?

Kendisini motive etmekte güçlük çeken öğrenciler, genellikle ders dinlemeye, derse katılmaya ve ders çalışmaya konsantre olmakta da güçlük çekerler. Bu durumda öncelikle motivasyon problemi üzerinde çalışılmalıdır. Motivasyon eksikliğinin nedenleri araştırılmalıdır.

Temel ve üst düzey ihtiyaçlar gözden geçirilmeli ve motivasyon eksikliğinin bu temel ihtiyaçlarla bir ilişkisinin olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Eğer motivasyon eksikliği, temel fiziksel ve ruhsal ihtiyaçların (açlık, susuzluk, barınmak, güvenlik, huzurlu bir ortam… vb.) eksikliğinden kaynaklanıyorsa, öncelikle bu ihtiyaçların yeterli düzeyde karşılanması yoluna gidilmelidir. Eğer üst düzey ihtiyaçların (sevilmek, beğenilmek, kendini gerçekleştirmek, estetik ve sanatsal etkinlikler… vb.) eksikliği konusunda bir sıkıntı varsa yine bu ihtiyaçların sistemli ve adım adım karşılanması gerekir. Çünkü bunlar motivasyon için önemli bir itici güçtür.

İhtiyaçlardan sonra üzerinde durulması gereken diğer bir nokta öğrencinin öğrenmeye karşı tutumudur.

Bazen öğrenciler yeterli motivasyonları olmakla birlikte derslere konsantre olamadıklarını söylerler. Bu durumda konsantrasyon güçlüğüne yol açan nedenler belirlenmeli ve bunların çözümüne yönelik önlemler alınmalıdır.

Konsantrasyon bozukluğuna çeşitli içsel ve dışsal etkenler yol açabilir. Dışsal etkenler çoğunlukla çevresel ortamın uygun olmamasından kaynaklanır. İçsel etkenler ise kişinin duygusal sosyal ve fiziksel durumu ile ilgilidir.

Neden ne olursa olsun konsantrasyon bozukluğu ya da eksikliği konusunda alınabilecek önlemler vardır. Bu önlemler her kişi ve durum için geçerli olmayabilir. Ancak öğrenci kendi özelliklerini ve konsantrasyon eksikliğine yol açan nedenleri göz önüne alarak aşağıda sunulan önerilerden yararlanabilir.

KONSANTRASYONU ARTTIRMAK İÇİN ÖNERİLER :

* Ders çalışmaya başlamadan önce kısa bir süre dinlenin.

* Ders çalışırken kısa süreli aralar verin. Yaklaşık olarak 1 saat (dikkatinizi sürdürebilme gücünüze

göre) ders çalıştıktan sonra çalışmaya devam etmeniz gerekiyorsa 10 – 15 dakika ara verin ve

ders dışında birşeyler yapın.

* Dikkat toplama egzersizleri yapın. Ders çalışırken belirli bir ara verme noktasına geldiğiniz zaman,

ayağa kalkıp birkaç adım odanın içinde yürüyün, odanızın camını açıp odanızı havalandırın,

gerinin ve birkaç derin nefes alın. Bu egzersizlerden sonra ders çalışmaya hemen geri dönün.

* Çalışmanızda çeşitliliğe yer verin. Uzun saatler boyu tek bir etkinlik ya da ders üzerinde çalışmak

yerine, bu zamanı bloklar halinde değişik derslere ve konulara ayırın.

* Varsa derse karşı olumsuz tutumun nedenlerini araştırın ve bu tutumu değiştirin.

* Önce kısa bir süre içinde bitirilebilecek olan ödevleri bitirmeye gayret edin.

* Çalıştığınız konu ile ilgili ilginç ve değişik örnekler bularak konuyu ilginizi çekecek bir forma

dönüştürün.

* İyi bir çalışma ortamı oluşturun. Dikkatinizi dağıtan nesneleri odanızdan çıkarın ya da ders

çalışırken göremeyeceğiniz bir bölüme alın.

Her çalışma öncesi bir konuyu bitirmeyi hedefleyin ve o hedefe ulaşmaya çalışın.

AKTİF OKUMA BECERİLERİNİ NASIL KAZANABİLİRSİNİZ?

Birçok öğrenci, bir metni birkaç defa okuduğu halde anlamadığından şikayet eder. Bu öğrenciler, genellikle metindeki kimi sözcükleri gözleriyle takip ederek okuduklarında, kendiliğinden bir anlam oluşacağını düşünürler. Bu tür okuyuculara “pasif okuyucu” denir.

Anlamlı okuma, zihnin sürekli ve aktif olarak bu sürece katılmasını gerektirir. Dinlemede olduğu gibi, sadece duymak anlamayı garanti etmez.

Hem okuma hem de dinleme sürecinde zihin daima aktif olmak zorundadır. Okumak karmaşık bir süreçtir ve okurken amaç yazılı sembollere anlam vermektir.

Yazılı sembollere anlam verebilmek için bazı önkoşullar bulunmaktadır.

Bunlardan ilki, metinde geçen sözcüklerin anlamlarını bilmektir. Eğer okunan bir metinde anlamını bilmediğimiz çok fazla kelime varsa o metni anlamamız güçleşir. Anlamı bilinmeyen kelimeler için öncelikle sözlüğe bakmak herkes için bilinen bir yoldur. Ancak sık sık sözlüğe bakmak okuma hızını yavaşlatır ve okumayı zevksiz hale getirir. Bilinmeyen bir kelimeyi, geçtiği cümle içinde değerlendirerek anlamını tahmin etmek mümkündür.

Diğer bir yol ise, kelimenin yapısal analizini yapmaktır.

Dilimizde aynı kökten türetilmiş bir çok kelime vardır. Anlamı bilinmeyen kelimenin kökü bulunduğunda, ön ve son eklerin ve kelimenin geçtiği cümle ya da paragrafın anlamı da dikkate alınarak o kelimeden bir anlam çıkarmak çoğu zaman mümkündür.

Yazılı sembollere anlam verirken dikkate alınması gereken diğer bir yol ise, bir çok faktörden etkilenen anlama sürecidir. Bu süreç okuyucunun geçmiş deneyimlerinden, dili kullanma yeteneğinden, bilinmeyen kelimeleri anlamlandırma yeteneğinden ve okuma amacından etkilenir.

Gerçekte okuma süreci şöyle işler:

Yazılı bir metindeki sembolleri gözlerimiz aracılığıyla algılarız.

Bu semboller doğrudan beynimize gider. Bu arada uzun süreli hafızamız devreye girerek beyne gelen bu yeni kelimelerin anlamlarını tarar. Eğer uzun süreli hafızada bu kelimelerin anlamları varsa, bu anlamlar çerçevesinde okunan sembollere anlamlar verilir. Bunun için okuma sürecinde geçmiş bilgi ve deneyimlerin çok büyük önemi vardır.

Yeni öğrenilenlerin daha önce öğrenilen bilgilerle benzer ve farklı olan yönleri tartışılabilir. Yanısıra neden – sonuç ilişkileri üzerinde durularak yeni öğrenilen bilgilerin anlamlı hale getirilmesi mümkün olabilir.

ÖĞRENDİKLERİNİZİ BEYNİNİZDE NASIL SAKLAYABİLİRSİNİZ?

Çalıştığınız bilgilerin, uzun süreli hafızanıza kaydedilmesi için mutlaka tekrar yapmanız gerekir.

Sistemli tekrarın en önemli özelliği öğrenme, düşünme ve hatırlama konusundaki birikim sağlayıcı etkisidir.

Sistemli tekrar yapmak öğrenmenin düşmanı olan unutmayı azaltır.

Zamandan kazanmak için her şeyin tekrarlanması yerine konunun gerekli olan kısımları tekrarlanmalıdır.

Bunun için dershanede derslerinize düzenli olarak devam edip, öğretmenlerinizin üzerinde çokça durdukları konuları sistemli olarak tekrar ediniz.

Bu öğrendiklerinizin kalıcı olabilmesi açısından önemli olacaktır. Bunu daha da kolaylaştırabilmek için kendinize bir plan ve sistem çıkartabilirsiniz. Hangi günler hangi konuların çalışılacağı, tekrarlanacağı veya test çözüleceği belirlenebilir.

Planınızı o günkü veya ertesi günkü derslerinize veya sınavlarınıza özellikle ölçme ve ÖSS deneme sınavlarınıza göre ayarlayabilirsiniz.

Konuları tekrar ederken bilgilerin arasında anlamlı bağlar kurabilir, konunun ilginç yönlerini araştırabilir, konu üzerinden semboller çıkartarak kodlayabilir veya gözünüzde canlandırabilirsiniz. Konular arasında mantıksal çıkarımlarda bulunarak veya neden – sonuç ilişkileri kurarak çalıştıklarınızın daha kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.


Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim | 35 Yorum »